100 Days of Deception
100 Days of Deception Konusu
1930’ların Gyeongseong’unda geçen dizi, Japon işgali altındaki Kore’de hayatta kalmaya çalışan bir yankesici ile gizli bir casusun yollarının kesişmesini anlatıyor. Lee Ga-gyeong, şehrin en yetenekli yankesicilerinden biridir. Tek hayali yeterince para biriktirip Kore’den ayrılarak Amerika’ya gitmektir. Siyasetle ya da bağımsızlık hareketiyle ilgilenmek gibi bir amacı yoktur.
Ancak Ga-gyeong'un hayatı, bağımsızlık örgütünde görev yapan keskin nişancı Yoo So-ran ile tanışınca değişir. So-ran ona reddedemeyeceği bir teklif sunar: 100 gün boyunca Japon Genel Valiliği'ne sızacak ve tercüman adayı kılığında casusluk yapacaktır. Karşılığında Amerika'ya gitme hayalini gerçekleştirmesine yardım edecektir. Ga-gyeong böylece gerçek kimliğini geride bırakıp Geum Seo-hee adını kullanarak düşmanın merkezine girer.
Fakat burada karşısına çıkan kişi, görevinin en büyük tehlikesi olur: Kim Tae-woong. Japon Genel Valiliği'nde yeni göreve başlayan başarılı bir tercümandır ve aynı zamanda kurumun güçlü isimlerinden Sato Shinichi'nin evlatlık oğludur. Tae-woong dışarıdan son derece kontrollü ve kusursuz görünse de kendi kimliğiyle ilgili büyük bir çatışma yaşamaktadır. Japonca, Korece ve İngilizce bilen Tae-woong, Ga-gyeong'un sahte kimliğini fark edebilecek birkaç kişiden biridir.
Üstelik ikilinin karşılaşması casusluk görevi başlamadan önce gerçekleşir. Gyeongseong İstasyonu'ndaki ilk karşılaşmalarında birbirlerinin gerçek kimliklerinden habersizdirler. Daha sonra Ga-gyeong sahte kimliğiyle Tae-woong'un çalışma ortamına girdiğinde, aralarında şüphe, merak ve giderek güçlenen bir çekim oluşur. İkisi de karşısındaki kişinin kendisinden bir şey sakladığını hisseder.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.